Atilla Dilaver'den şike süreci açıklaması

Atilla Dilaver'den şike süreci açıklaması

Ahmet Dilaver, VİRA TRABZON'A KONUŞTU...

Atilla Dilaver: ”Bu karar, şikenin yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.

Trabzonspor’un yaklaşık 10 yıldır verdiği ”emek” mücadelesinin mihenk taşlarından biriydi Atilla Dilaver. Dilaver ve arkadaşları öyle bir ”emek” mücadelesi verdi ki Trabzonspor kulübü, resmi internet sitesi aracılığıyla onlara teşekkür mesajı dahi yayınladı. Onların verdiği bu yüce emek mücadelesini ne Trabzon şehrini, ne de Trabzonspor’u yönetenler verebildi. Şehrin ve camianın suskun kaldığı o günlerde Atilla Dilaver ve arkadaşları ”gönüllü” olarak Trabzonspor’un haklarını savunarak gasp edilen emekleri geri almaya çalıştı.

Şike davası ile ilgili dün yayınlanan mahkeme kararını ve şike sürecini Trabzonspor’a yıllarca gönüllü olarak avukatlık yapan, Trabzonspor Kulübü’nün Hukuk Kurulu Eski Üyesi Atilla Dilaver ile değerlendirdik. Dilaver, pek çok konuda gündem yaratacak açıklamalarda bulundu.

”Bir tiyatro oynanıyor biz de bu tiyatroyu izliyoruz.”

Dün alınan karar hakkında ne düşünüyorsunuz? Fenerbahçe camiası, hukuki bir zafer kazanmışçasına açıklamalarda bulundu

Gerekçeli karar henüz yayınlanmadığı için verilen bu kararla ilgili net bir yorum yapmak doğru olmaz. Şimdilik sadece kısa karar yayımlandı. Ancak, şikede kumpas davası, ”şikeci”leri aklama davasıdır. Şikeci’lere Türkiye’de ceza verilmedi. Bu mahkeme, şikecilere ceza verilmemesine bahane yaratmak için açılmış bir mahkemedir. Bu mahkemenin kanun ve hukukla herhangi bir ilgisi yoktur. 2014 Yılında UEFA-CAS ve İsviçre Federal Mahkemesinin kararıyla şike, geri dönülemez bir şekilde tespit edildi. Hatta o dönem Fenerbahçe CAS’ta yaptığı savunmada ‘’Türkiye’de bu dava henüz sonuçlanmadı, Yargıtay’ın kararı bekleniyor. Türk yargısının kesin kararını bekleyin’’ diye CAS’a savunma yaptı. CAS ise ‘’Biz Türkiye’deki yargı süreci ile ilgilenmiyoruz. Türkiye’de beraat etseniz dahi o karar bizim kararımızı etkilemez. Biz mevcut delileri en baştan mahkeme yaparak inceleyeceğiz ve karar vereceğiz’’ dedi. CAS’ta yapılan yargılamada mevcut deliller en baştan incelendi ve Fenerbahçe’nin şike yaptığına karar verildi.

Hatta CAS, karar belgesinde UEFA’nın Fenerbahçe’ye verdiği cezanın az olduğunu vurguladı. Dolayısıyla CAS, bu kararı verdikten sonra çıkan sonuçlar, bu gerçeği değiştirmeyecek. Ama biz bu sürecin başından beri sürekli ‘’yapmayın, bütün dünyanın gözü önünde yapılan bu tarihin en büyük zincirleme şikesini Türkiye’de cezasız kapatırsanız genç insanlara Türkiye’de hukukun olmadığını, Türkiye’de mahkemelerden güçlünün adına karar çıktığını ispatlamış olursunuz ve bu acı durumu paslı çivilerle gençlerin beynine çakarsınız. Bu Türkiye tarihinin en büyük sosyolojik sorunu olur’’ dedik. Ancak dinletemedik.

Yıllar önce UEFA-CAS ve İsviçre Federal Mahkemelerinde kesinleşen kararla 2010-2011 sezonunda birçok maçta Fenerbahçe şike yapmıştır. Bu sadece Fenerbahçe ile de sınırlı değildir. Eskişehirspor, Gençlerbirliği, Sivasspor ve Beşiktaş’ında şikeye bulaştığı kesinleşmiştir. Bu nedenle alınan bu karar, şikenin yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Sadece iç kamuoyuna karşı yapılan haksızlığı gerekçelendirmek adına bir tiyatro oynanıyor biz de bu tiyatroyu izliyoruz. Fenerbahçelilerin yaptığı yaman hırsız ev sahibini bastırır atasözüne benziyor. Aslında onlar da gerçeği biliyor.

Bu karar hukuki bir kararsa, uluslararası hukukta bir anlamı varsa buyursunlar UEFA-CAS ve İsviçre Federal Mahkemesine gitsinler bakalım şike kararını kaldırabilecekler mi. Hatta daha da ileri gidiyorum. UEFA ve CAS’a tazminat davaları açmaları gerekiyor, buyursunlar yapsınlar hodri meydan. Daha önce CAS’a açtıkları davayı ”‘’namus davamız’’ olarak belirttiler. Ama davayı yanlış açtıkları için geri çektiler.

”Trabzonspor, bu davayı kazanmak istemiyor.”

Sizce, Trabzonspor’un hak etmiş olduğu şampiyonluk kupasını müzesine götürme adına bir umudu var mı?

Biz hukuksal açıdan yapılabilecek her şeyi yaptık. Dünyadaki tüm yetkili mercilerden Fenerbahçe’nin şike yaptığı kararını aldık. Gerisi Trabzonspor’un, hakkını ne kadar istediğine ve Türkiye’yi yönetenlerin hukuka ne kadar saygılı olduğuna kalmış. Kupayı gidip zorla alamayız. Türk mahkemeleri, UEFA ve CAS Fenerbahçe’nin şike yaptığını açıkladı. Bu kararların hukuka uygunluğunu İsviçre Federal mahkemelerinden aldık. Gezegende başka yetkili merci yok. Fenerbahçe’de kumpas dediği bu deliller ile Trabzonspor’u UEFA ve CAS’a şikayet etti. O davadan da beraat ettik. Fenerbahçe yetkilileri kumpas olarak gördükleri delillerle Trabzonspor’u şikayet etti. Şikeden dolayı Türkiye’de oluşan hukuksuz zemini meşrulaştırma gayreti içerisindeler. Fenerbahçe’ye sormak lazım bunların kumpas olduğuna inanıyorsanız niçin kumpas olarak gördüğünüz delillerle Trabzonspor’u şikayet ettiniz?

Yine Fenerbahçe’ye sormak lazım bu dosyadaki hangi delilde ekleme, oynama var? Hangi delile, neden itiraz ediyorsunuz? Hiçbir delile itiraz etmiyorlar, hiçbir delilde oynama yok, hiçbirinde ekleme yok. Ama adına kumpas diyorlar, peki kumpas olsun… Kimi kandıracaksınız? Usulsüz dinlenmediler. Suç örgütü nedeniyle dinlendiler. Kaldı ki 6222 numaralı yasada da telefon dinlemesine izin var. Ayrıca zaten tek delil telefon konuşmaları da değil. Para alışverişi de var. İtiraflar var. Sadece telefon tapeleri hiçbir zaman tek başına delil olamaz.

Çok net söylüyorum Trabzonspor, bu davayı kazanmak istemiyor. Bu davayı satan ne yazık ki Trabzonsporlular. PFDK’nın ‘’Fenerbahçe şike yapamaz, Trabzonspor’da şikenin mağduru olamaz’’ şeklinde aldığı kararda imzası olan kişi Trabzonspor asbaşkanı olan Mehmet Yiğit Alp’in kardeşi Yusuf Reha Alp! Trabzonspor hakkını almak istemedi. Bir hakim, sanığı hapse mahkum eder kolluk kuvveti de o mahkumu hapse götürür. Hakim kendisi götürmez. Hukuk kararını vermiş. Fenerbahçe şike yaptı, Trabzonspor ise temizdir. Hukuk daha ne yapacak? Trabzonspor’un yöneticileri, Trabzonspor’un önde gelenleri şahsi menfaatlerini adalete ve hukuka kurban ettiler.

3 Temmuz süreci boyunca Galatasaray ve Bursaspor taraftarları Trabzonspor’a, Trabzonspor taraftarlarından daha çok destek verdi. Rahmetli İbrahim Yazıcı, Trabzonspor başkanlarının yapmadığını yaptı. TFF Fenerbahçe aleyhine pankart asılmasını yasakladığı zaman İbrahim Yazıcı taraftarlarına ‘’siz bu pankartı asın ben cezayı kendi cebimden ödeyeceğim’’ dedi. Trabzonspor’un yöneticileri ise o pankartları kendi stadyumuna dahi sokturmadılar!

”Bugün geldiğimiz aşamaların bir çoğunu İbrahim Hacıosmanoğlu yönetimi zamanında yapılan hamlelere borçluyuz

Şike süreciyle beraber Trabzonspor’un hakkını savunan avukatlardan biriydiniz. Sürecin başlangıcından bu yana Trabzonspor’da 4 başkan değişti. Sizce Trabzonspor, bu süreci doğru yönetebildi mi?

Trabzonspor süreci hiç yönetemedi ki. Atılan tüm adımlar hukuk kurulunun zoruyla atıldı. Bütün bunlar o zaman ki hukuk kurulunun yaptığı işler. Onun dışında Trabzonspor bir şey yapmadı. Hatta yapılmasını dahi engelledi.

Sadri Şener, davadan beraat edene kadar bu dava işe çok samimi uğraştı, mücadele verdi. Hatta bu iş için pek çok kaynak yarattı. Beraat ettikten sonra Sadri Şener için şike davası bitti. Hacıosmanoğlu, dava ile uğraşmaya samimi bir şekilde başladı. Fakat gerçekleri bilmiyordu. Bu davayı kimin engellediğini, hukuksuzluğun arkasında kim olduğunu başta biz ona söyledik ama o bize inanmadı. Sonunda durumun farkına vardı ama iş içten geçmişti. Yine de bugün geldiğimiz aşamaların bir çoğunu İbrahim Hacıosmanoğlu yönetimi zamanında yapılan hamlelere borçluyuz.

Muharrem Usta, Karadenizli gibi davrandı ‘’her şeyi ben bilirim’’ şeklinde yaklaştı. Başta samimiydi sonra yine o da arkadaki gücün farkına varınca süreci oyalamakla yetindi. Ahmet Ağaoğlu ise bu işle hiç ilgilenmedi. Zaten Ahmet Ağaoğlu başkan olmadan önce de bu işle hiç ilgilenmiyordu. Ayrıca yönetimler ilgilenmedi evet ama taraftarlarda yönetimleri zorlayıcı bir tutum içerisinde olmadı. Taraftarların önemli bir kısmı da siyasi argümanlarla bu hukuksuzluğa boyun eğdi.

”Trabzonspor’un UEFA ve CAS’ta Fenerbahçe’ye karşı açtığı davalarda TFF ve Fenerbahçe ortak savunma yapıyordu.

Trabzonspor, 2011-2012 sezonunda UEFA’nın kararı doğrultusunda şampiyonlar ligine doğrudan katıldı. Fenerbahçe, Beşiktaş, Sivasspor ve Eskişehirspor gibi takımlarda şike yaptıkları gerekçesiyle UEFA tarafından men cezası aldılar. Fakat Trabzonspor, hak etmiş olduğu şampiyonluk kupasını elde edemedi. Sizce neden? TFF’nin bu davada ‘’taraf’’ olduğunu düşünüyor musunuz?

TFF, bu olayların en başından beri maşa olarak kullanıldığı için taraf. Hatırlayın Mehmet Ali Aydınlar ‘’Ben Fenerbahçe’yi küme düşüren başkan olarak tarihe geçmek istemiyorum. Ben Fenerbahçeliyim’’ diyerek istifa etti. TFF Başkanlığına da birtakım işlerde de ortaklığı bulunan, Beşiktaş kulübü başkanı Yıldırım Demirören getirildi. Ortada böyle bir beklenti yoktu.

TFF hukuksuzluktan, adaletsizlikten yana taraf oldu. Düşünebiliyor musunuz Trabzonspor’un UEFA ve CAS’ta Fenerbahçe’ye karşı açtığı davalarda TFF ve Fenerbahçe ortak savunma yapıyordu. Maalesef o günün Trabzonspor yöneticileri bunları kamuoyuna anlatmaktan korkuyorlardı. Biz, sesimiz yettiği kadar anlatmaya çalıştık ama bizim söylediklerimiz ile Trabzonspor kulübü başkanının söyledikleri kamuoyunda aynı yankıyı uyandırmıyor.

”Sadri Şener bu mücadeleyi vermek istemediği için başkanlıktan ayrıldı”

İbrahim Hacıosmanoğlu,2014 yılında sizi kastederek “Atilla Dilaver arkadaşımız zamanında Sadri Şener’e gidip bizim yaptığımız bu müracaatları yapmamızı istiyor. Kendisi de Atilla beye ablam rektör, kardeşim iş insanı yapamam, imzalayamam diyor” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Sadri Şener ile aranızda böyle bir şey geçti mi?

Ben Trabzon ve Trabzonspor üzerinde hesabı olan birisi değilim. Bu nedenle de tüm başkanlara eşit mesafedeyim. Özel görüşmelerin açıklanmasını ben kendi ahlakım açısından doğru bulmuyorum. Fakat şu bir gerçek; Sadri Şener bu mücadeleyi vermek istemediği için başkanlıktan ayrıldı. Ama hangi nedenle vermek istemediğini açıklamak, özel görüşmeleri genele yaymak benim ahlak yapıma uygun değil.

”Mevcut yönetim şike olaylarını kapatmak istiyor”

Trabzonspor’un mevcut yönetiminin şike sürecine olan yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Trabzonspor cephesinden uzun bir süredir bu konuyla alakalı bir açıklama yapılmıyor. Konunun kapatıldığını düşünüyor musunuz?

Mevcut yönetimin şikeye yaklaşımı ‘’bu işi kapatın başımızı belaya sokmayalım’’ şeklinde. Taraftara ve bu işle uğraşanlara bu mesajı vermeye çalışıyorlar. Verdikleri mesaj da şu; ‘’Bu işi kapatın, bizi derde sokmayın, işimize gücümüze bakalım.’’

”Yönetimin samimi olduğunu düşünmüyorum”

Siz ve gönüllü olarak çalışan diğer avukat arkadaşların Trabzonspor’un mevcut yönetimi ile iletişimi nasıl? Yönetimle herhangi bir fikir alışverişinde bulunuyor musunuz?

Hayır bulunmuyoruz. Diğer arkadaşlarımın da benle aynı görüşte olduğunu düşünüyorum ama ben kendi adıma konuşayım. Mevcut yönetimimin samimiyetine inanmıyoruz ki bu konuyu konuşalım. Bize herhangi bir yaklaşımda bulunmadılar. Bulunsalar dahi bizden onlara olumlu bir cevap olmaz. Çünkü şike konusunda samimi olduklarına inanmıyorum. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Onun için neden görüşelim? Bizim vaktimiz değerli, onların vakti bizden daha değerli. Görüşmek sadece karşılıklı vakit israfına neden olur.

Adı şikeye karışan Türk takımlarının gereken cezaları aldığını düşünüyor musunuz?

Türkiye’de hiçbiri ceza almadı. UEFA’dan aldıkları cezayı da az buluyorum.

UEFA neden artık bu konuyla ilgilenmiyor? Onlarda mı konuyu kapattı?

UEFA, turnuvalarına katılan takımlara ceza verdi. Ama mesela Gençlerbirliği ceza almadı. Neden almadı? Çünkü UEFA turnuvalarına katılım hakkı elde edemedi. Şike de zaman aşımı yok. Giresunspor, Gençlerbirliği, Mersin İdman Yurdu, Karşıyaka bir gün UEFA kupalarına katılım hakkı elde ederlerse UEFA bu şike dosyasını açacak ve bu takımlara ceza verecek. Sivasspor, Beşiktaş, Eskişehirspor ve Fenerbahçe, UEFA kupalarına katılım hakkı elde etmişlerdi. UEFA, bu takımlara şike yaptıkları için ceza verdi. Türkiye’de herhangi bir ceza verilmedi

”Türkiye’de hukuk rafa kaldırıldı”

Verileceğini düşünüyor musunuz?

Nefes aldığım müddetçe bu umudumu koruyacağım. Çünkü Türkiye sadece şike konusunda değil, birçok konuda hukukun ve kanunların rafa kaldırıldığı bir ülke oldu. Türkiye bu hukuksuzlukla, adaletsizlikle gidemez. Bir gün yönetim değişir ve hukuka, adalete inancı olan, iman etmiş olan insanlar bu ülkeyi yönetir. O günde bugün yapılan hukuksuzluklardaki haklar sahibine teslim edilir. Ben buna inanıyorum, bunu umut ediyorum. Yoksa yaşamanın da bir gayesi olmaz.

Kaç seçmen tuttuğu futbol takımı için oy kullanır? Varsayalım ki Fenerbahçe’nin 20 milyon oyu var. Bu 20 milyondan kaç kişi kupa Fenerbahçe’den alınırsa oyunu ona göre, kupa alınmazsa oyunu ona göre kullanır? Elimizde Trabzon örneği var. Yanlış bilmiyorsam Trabzon’da 450 bin civarı seçmen var. 2011’den bu yana seçim sonuçları ortada. Trabzon’da 3 Temmuz 2011’den sonra, Trabzonspor’a yapılan haksızlık nedeniyle oy verdiği partiyi değiştiren bin kişi var mıdır? Bu oranın Fenerbahçe içinde farklı olacağını sanmıyorum. Seçmen davranışında taraftarlığın büyük etki olacağını Trabzon örneğinden yola çıkarak düşünmüyorum.

”TFF’nin böyle bir cesareti olamaz…”

Geçtiğimiz günlerde TFF’yi FİFA’ya şikayet etti, bunun sonucunda da TFF Trabzonspor’u lisansını iptal etmekle tehdit etti. Kulüpler birliğine üye olan takımlarda bu konuda net bir şekilde Trabzonspor’dan taraf oldular. TFF’nin hukuken ‘’lisans iptal etme’’ gibi bir yetkisi ve bunun daha önce örnekleri var mı? Varsa olası bir lisans iptal kararı durumunda Trabzonspor nasıl bir yol izleyebilir, neler yapabilir?

TFF’nin böyle bir yetkisi var, ama böyle bir cesareti olmaz. Bir futbol kulübü TFF’yi FİFA’ya şikayet etti diye TFF, lisans iptal etme yetkisine sahip değil. Kulüpler Birliğindeki kulüplerin Trabzonspor’dan yana taraf olmaları da Trabzonspor haklı diye değil, o yolun kendileri için de kapanmaması adına Trabzonspor’dan taraf oldular. Yoksa Trabzonspor’un dostu olan bir dünya camia var, ama Trabzonspor’un dostu olan yönetimler pek yok.

Son günlerde 1959’dan önceki şampiyonlukların geçerli sayılması gündemde. Söz konusu bu şampiyonluklar geçerli sayılabilir mi? Şayet geçerli sayılırsa Trabzonspor’da İdmanocağı- idmangücü gibi kendisinden önce var olan takımların şampiyonlarını kendi lehine tescil ettirebilir mi?

Deli saçması. Yorum yapmaya dahi gerek yok. Zaten mevcut şampiyonluk sayısında da bir teyakkuz var ve bu giderilmiyor. Ligin oynandığı sezon sayısı şampiyonluk sayısından iki eksik. O zaman bizde İdmanocağı, İdmangücü takımların şampiyonluklarını isteyelim. 1912 yılında Trabzon’da futbolun kitabı yazılmış. Biz de o zaman Sürmenespor ile Ofspor’un katıldığı turnuvalarda elde edilen şampiyonlukları sayalım. Bizim Karadeniz de güzel bir atasözü vardır ; Kurt, dumanlı havayı sever. Türkiye’de artık adalet olmadığı için bu fırsattan istifade etmek istiyorlar.

Bu dumanlı havada kuzuyu kapabilir miyiz diye düşünüyorlar. Bunu gündeme getirmek bile ayıp sayılır. Akıl var mantık var vicdan var. Ben olsam bu yaştan sonra millete maskara mı olacağım düşüncesiyle bu konuyu gündeme dahi getirmem. Ama bu insanlar bütün dünyanın tanıklık ettiği şikede arsız arsız Fenerbahçe’ye kimse dokunamaz diyecek bir mertebede oldukları için bunu da rahatlıkla yapıyorlar.

Teşekkür ederiz, eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

Hayır yok. Ben teşekkür ederim.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum